Anıların rengi gerçek midir * yoksa o renkler sadece yanılsama mıdır ?
Hayat anlardan ibaret ise, anların rengi yanılsamadan! O halde yansımanın bizdeki etkisi !!! içimizdeki duyguların kesiştiği o unutmaz anlar… bazen gülümseye bildiğimiz , bazen ise hüzünlendiğimiz …
Gökyüzünde oluşan o keskin ışıltılar… gözümüz alan o muazzam renkler…
Şimdi söyle bana hangisi daha değerli ?
Şöyle parlak bir kırmızı mı ? Yoksa derin bir siyah mı ? Ya da uçsuz bucaksız bir beyaz mı ?
Şimdi dur ve düşün bakalım benim rengim ne diye ? öylece beni yansıtan hangisi diye ?
Ben benimki söylemeden bitirmiyim! Ve evet anıların rengi gerçektir …
“şöyle uçsuz bucaksız bir beyaz anıların ter temizi olan ne olursa olsun kararmasına daima engel olan, bana ait olan, benim olan…”
Gülümsemek güzeldir…
Çok ara verdiğim için özür dilerim. Ve bir daha asla bu kadar araya açmayacağıma söz veriyorum! Ve kaldığım yerden devam ediyorum…
Kendim için ve keyif duyanlar için, paylaşmaya… paylaştıkça çoğalmaya… mutlu olun , kalbinizden huzuru ve yüzünüzden gülümsemenizi eksik etmeyin…
Haftamızın kitabı ” Bir Gün “, David Nicholls “dan…
Çok fazla benzerlik tesadüf değildir. Ruh ikizinizle aranızdaki çekip gücüdür.Bu bazen en yakınınızdaki en adını koyamadığınız , düşündükçe yok canım ya o benim en iyi arkadaşım , anlaşabildiğim ve çok sevdiğim birebir aynım! dediğimiz ARKADAŞINIZ olabilir. Bazen Onu kaybetmemek uğruna, bazen de inat uğruna, bazen sadece bir hiç uğruna adı hep açıkta kalan AŞK’tır oysaki… Ve kayıp giden zaman yanındaki anların ve anıların yanılsamasıdır sadece… Bu kitapta sadece bir gün de bir ömür boyu yetecek anların ve anıların toplamını anlatan güzel bir hikayedir. Ayrıca filmi de 2011 yılında vizyonda gösterime girmiştir.
Arka Kapak
Aşk bazen sandığınızdan daha yakındadır…
Yıllardan 1988, günlerden 15 Temmuz’dur ve DEXTER ile EMMA henüz tanışmıştır. Ama birlikte geçirdikleri tek bir gün, sürekli birbirlerini düşünmelerine yetmiştir.
“Her okuyucu bu kitaba âşık olacak. Ve her yazar bu kitabı kendisinin yazmış olmasını dileyecek.”
Tony Parsons
“Bitirmek üzereyken kitabı göğsüme bastırdığımı ve üzerine iri bir gözyaşı damlattığımı söylemekten utanmıyorum.”
The Times
“Bir Gün’ün yanında bir sağlık uyarısı verilmeli: Bu kitap ciddi derecede bağımlılık yapabilir.”
Belfast Telegraph
“Enfes bir aşk hikâyesi.”
Sunday Herald
“Bu kitabı sevmeyecek bir tek kişi bile düşünemiyorum.”
BBC
“Bu tam bir, bütün randevularımı iptal edin-beni rahat bırakın, türü bir kitap.”
The Times Book Club
Artık Polyannacılık Oynamıyorum !
Haftamızın kitabı “başucumda müzik”, yazdıkları şiir misali dilimde dolanan Kürşat Başar’dan…
Arka Kapak
“Eğer, hayatımızın bir an’ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken… Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün… Herkes âşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu. Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan âşıksın.”
Bu şarkıyı ne zaman dinlesem nedense, O gün daha bir mutlu oluyorum. Sanırım Şansı bulaşıyor eteklerime:)
Jason Mraz & Colbie Caillat – Lucky
Zaman zaman hatıralarda kalan satır aralarına gizlenmiş iZ bırakan cümleler -4-
Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki aşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için,
maşuka “gözbebeğim!” diye hitap edilir.
Elif Şafak – Mahrem
Bu yazıyı çok sevdiğimden paylaştım! Teşekkürler. ” İnesim var ”
* Gelecekteki Sevgiliye Mektup *
Bir kış günü üşüdüğünde, bir yaz yağmurunda sonuna kadar ıslandığında, yıldızı bol bir gecede kendini yapayalnız bulduğunda, karanlıktan korkup,sabahın aydınlığını düşlediğinde,
bir dost, bir arkadaş, bir sırdaş, bir yoldaş, bir sevgili…
Birini çektiğinde için, olanı biteni olduğu gibi anlatabileceğin. kendinin nasılda iyi olduğunu, belki sarsılarak ağlarken yarım yamalak paylaşabileceğin biri işte..
Hani hepimiz bir kereliğine de olsa, kendimizi güçsüz ve çaresiz hissederiz ya, hani o an var ya, hani mutlaka yenik hissettiğin kendini.
Boğazına saplandığında paslı bıçak gibi hayatın zalim yanı, onu çekip çıkarabilecek biri.
O biri, mutlaka olmalı !
Hiç gelmese de, çekip çıkarmasa da o paslı bıçağı, o biri mutlaka olmalı, hayatının bir yerlerinde…
Belki telefon rehberinde, belki biraz nostaljik ama (bilmezsin ben severim) bir tarafı yırtılmış bir mektup zarfının sol üst köşesinde yarım yamalak, belki zihninin çok derinliklerinde kalmış.
Ama olmalı !
ve o ben olmalıyım elbette. ben olmalıyım ki sarsılmasın ayakların. hiç olmazsa bir şey olduğunda alıp telefonu, ”gelsene” diyebilesin..
Bir insan hayatı, tek başına o dostu, o yari, o sevgiliyi kazanmak için harcanabilir.
Üstüne üstüne sürse de atlarını hainliğin, zalimliğin bütün süvarileri,
benim gibi biri seni dimdik ayakta tutmaz mı ?
Hayat, gecenin üçünde derdine çare bulmak için karanlık geceleri adımlayabilecek ,
birini bulmaktan ibaret değil midir?
Yunus bile onun derdine düşmemiş mi yıllarca, Mecnun ‘un arayıp durduğu o değil de ne?
Böyle biri yetmez mi, alıp başını gittiğinde?
Ne diyebilirim ki hayattaki öbür yanını bulman ve o ben olmam dileğimle seni bekliyorum….



